Duyular ve Duygular Arasındaki Bağlantı
Çocukluğumuzdan beri bize beş duyumuz öğretildi: görme, koku alma, tatma, dokunma ve işitme. Küçük yaşlardan beri, çevremizdeki dünyayı araştırmak için 5 duyu organımızı kullanmamız gerektiğini biliyoruz.
Peki 5 duyu organımız ile algıladığımız duyuların, içinde yaşadığımız dünyayı tanımlamaktan fazlasını yaptığını söyleyebilir miyiz?
Cevap: Evet.
Aslında, duyguların yoğunluğu ile duyu kortekslerinin harekete geçme seviyesi birbiri ile yakın ilişkili. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; romantik bir akşam yemeği için oluşturulan ambiyansın amacı duyuları aracı olarak kullanıp duygulara ulaşmak değil midir aslında? Aksi takdirde neden her şeyin son teknoloji olmasını makul bulduğumuz halde, mum ışığını tercih etmek isteyelim?
Çocukken yemekten keyif aldığımız şeyler belki de şu anda fazla şekerli, fazla aromalı ya da farklı gelebiliyor. Yaşadığımız duygular, hayatı algılayış biçimimiz, hayatımızın dönemlerine göre farklılık gösterebiliyor. Aynı şekilde, bir dönem tadından oldukça zevk aldığımız bir şekerleme, hayatımızın başka bir döneminde aynı lezzeti vermeyebiliyor.
Çayın Duygusal Yeri
Siyah çay ile son derece ilgisiz görünen bu yazının ana fikrinin ne olduğunu merak ediyorsanız, bir çay firması olarak, oldukça farklı sulara yelken açtığımızı söyleyebiliriz. Çay günlük kalori ihtiyacımızı karşılayan bir enerji kaynağı değil, besin takviyesi de değil. Çay neden içiliyor, hangi ihtiyacı karşıladı ve daha da önemlisi, çayın yerini doldurduğu boşluğa daha farklı neler girebilir gibi soruların cevabını arıyoruz.
Vücudumuz beynimizle devamlı iletişim halinde ve sinirlerle dolu olduğu biliyoruz. Fakat, gün içinde iki bardak çay arasında yaşadığımız duygu geçişlerinin fiziksel bir etkisi olabileceği fikri üzerinde belki daha önce çok fazla kafa yormadık.
Farklı duygular hissetmek fizyolojik olarak normaldir, kaçınılmazdır ve günlük hayatta sıkça duygu geçişleri yaşamak mümkündür. Duygu hissedememek, uyuşmuş hissetmek de bir o kadar mümkündür. Ayağımız uyuştuğunda nasıl ayağımızı bir süre hissedemiyorsak aynı şekilde, duygularımızı hissedemediğimizde de kendimizi uyuşmuş ve tepkisiz hissederiz.
Duygusal Denge İçin Bitkilerin Gücü
Duyular ile duygulara hükmetmeye çalışmak mümkün olabilir mi? Birbirinden farklı bitki türlerinin yaydıkları çeşitli titreşimleri kullanarak, spesifik duygular üzerindeki kontrolü sağlamaya çalışmak; yoksun olduğumuz duyguları geri getirmek, fazla dozlarda hissettiğimiz duyguları ise nötralize etmeye çalışmak, anlık olarak ihtiyaç duyulan duyguyu çağırmak, bitkiler ile mümkün müdür sorusunun cevabı evet.
Edward Bach, 1800’lü yıllarda yaşamış olmasına rağmen, bitkiler ile ilgili araştırmaları ile çok fazla anılan saygıdeğer bir doktor ve bakteriyolog. 38 bitkiyi ve etki ettiği duygular ile ilgili araştırması “Bach Çiçekleri” olarak anılıyor. Bach çiçekleri aynı zamanda bir tedavi yöntemi.
Çin Tıbbı ve Duygular
“Kimi hastalık hiç oluşmaz, kimi hastalıkta güneşin altındaki kar gibi eriyip gider.”
(Dr.Bach)
Edward Bach’a göre, hastalıkların sebebi; ruh ve zihin arasındaki çatışmaların sonucu bir nevi. Geleneksel Çin tıbbına göre organlar ve duygular birbirine bağlıdır.
Örneğin: Mutluluğa bağlı bir hastalık kulağa tuhaf gelebilir ama bu doğrudur. Sorun aslında mutluluktan değil, aşırı mutluluğun yarattığı uyarılmadan kaynaklanan dengesizlikten kaynaklanıyor. Çin tıbbı, mutluluğun kalbe derinden bağlı olduğuna inanır. Aşırı heyecanla gelen kalp çarpıntısı ve ateş yükselmesi muhtemeldir. Çabuk sinirlenme ve asabiyet karaciğer zayıflığı ile ilişkilendirilebilir. Alternatif tıbba göre öfkenin yerleştiği organ karaciğerdir.
Bach Çiçekleri ve Duygular Arasındaki Bağlantı
Edward Bach, iç organları da etkileyen içsel çatışmaları çözmede bitkilerin yaydığı titreşimlerin önemini yaptığı çalışmalarla vurgulamıştır. Günümüze kadar gelmiş ve hala geçerliliğini koruyan bir tedavi yöntemi olmasıyla ‘Bach Çiçekleri’ bitkilerin gizemli dünyasına açılan bir kapı haline gelmiştir.
Midemizi bir duygu kazanı olarak hayal edebiliriz. Kalp kırıklıkları da, heyecanlar da bir yandan midemizde etkisini gösterir. Çok büyük hayal kırıklıkları ve hüzünler iştahsızlığa sebep olurken; sosyal baskılar, güvensiz hissetme, yersiz kaygılar çeşitli mide rahatsızlıklarıyla kendini göstermekte. Dilimizde de, hoşlanma duygusuna bağlı heyecan ifade edilirken “Midemde kelebekler uçuşuyor.” gibi bir deyişin olması, organlar ve duygular arasındaki ilişkinin evrenselliğini göstermede önemli bir kanıt.
Sonuç
Bach çiçeklerinde; söğüdün, kendine acıyan ve kendini sürekli suçlu hissedenler, sürekli haksızlığa uğradığını düşünenler için bir tedavi yöntemi olmasıyla birlikte arkadaşlarından devamlı şikayet eden çocuklar için de kullanımı uygun görülmüştür. Sürekli talihsiz ve haksızlığa uğradığını hissetmek kısa vadede sadece zihinsel anlamda yorucu gözükse de, bu durum bir süre sonra hissettirdiği negatif duyguların etkisi bazı organlara da somut olarak yansıyacaktır.
Öğrenmekle gelişeceğimizi inandığımız için bitkilerin kullanımları ile ilgili araştırmalarımıza devam edeceğiz.
Muhabbetle,
Lazika